MENÜ
ANA SAYFA
Pencereyi Kapat
Türkiye’de LGBTİ+ olmak: "Güvende değiliz" - Atölye BİA
LGBTİ+
29 Haziran 2021
LGBTİ+
29 Haziran 2021

Türkiye’de LGBTİ+ olmak: “Güvende değiliz”

Okuma Süresi: 2 dk
Cumartesi günü, İstanbul’un Taksim semtinde Pride kutlamak isteyen LGBTİ+’lara polis yine saldırdı.

Bu yıl, Pride geride bırakılırken Türkiye’de son dönemde özellikle iktidarın hedef göstermesiyle birlikte LGBTİ+‘lara yönelik nefret söylemleri ve polis şiddeti arttı.

İktidarın ve siyasilerin Lezbiyen, Gey, Biseksüel Trans ve İntersex artı (LGBT) bireylerle ilgili kullandığı ifadelerin “hedef gösterme” ve “nefret suçu” olduğu savunulurken, ülkedeki LGBTİ+’lar Türkiye’de güvende olmadıklarını söylüyorlar.

“Sürekli sokakta şiddet görüyorsun”

Onlardan biri de LGBT hakları meclisi HDK’dan Yıldız İdil Şen. Trans kadın olarak kendini tanımlayan Şen, Türkiye’nin 49 ülke arasında LGBTİ+ fobik sıralamasında 48’inci olduğunu söylüyor. Şen, Türkiye’de bir Kürt LGBTİ+ olmanın çok zor olduğunu belirterek Türkiye’de LGBTİ+ olmayı şu cümlelerle tarif ediyor:

“En fazla ezildiğin o çelişkiyi gördüğün bir alan. Sürekli sokakta şiddet görüyorsun. Hem psikolojik hem fiziki olarak. Örnek verecek olursam’ mesela en son yolda yürürken karşıdan gelen araç üstüme sürmüştü. Ya da insanların hayatları arasında bakışlarını sürdürüyorsun, her yerde sana bakıyorlar. Bir de bunun süreç kısmı var, bir sürece başladığım zaman yine aynı şeyleri yaşıyorum. Mesela 6 aylık bir onarım terapisi dedikleri bir şey var, psikolog onayından geçince sürece başlıyorsun. Ben, dört ay gittim ve bu süre zarfında hastanenin mahkeme için ‘bu kişi tedaviye katıldı, diye bir rapor hazırlanmasını bekliyordum.  Ancak, beşinci ay gittiğimde bana dört aydır bu raporun hazırlanmadığını öğrendim.”

“Her şey onların düşmanı”

1 Şubat’ta LGBTİ+ bayrağı açtığı için hakkında soruşturma açılan Boğaziçi LGBTİ+ aktivisti Nazlıcan Doğan ise o gün şanslı öğrencilerden biri olduğunu söylüyor:

“Sanıyorum ki o gün gözaltına alınmadığım için devlet baskısıyla üniversiteye böyle bir yaptırım uygulanıyor” diyen Doğan, elinde gökkuşağı bayrağı olduğu için doğrudan disiplin soruşturmasıyla yargılanmaya başladığını belirtiyor. Doğan, “bu soruşturmaya giderken çantamda olan LGBTİ+ bayrağıyla ve üç arkadaşımla yürüyorum diye, çantamdaki bayrağı saklanıyor ve gizlemiyorum diye gözaltına alındım. Ve sonrasında 3 haziran gökkuşağı davası ile sonuçlanacak bir sürece gittik” diyor. Doğan, “bu dava sürecinde biz anlıyoruz ki gerçekten de yabancısı oldukları anlayamadıkları ve kendinden olmayan ikili cinsiyet  sistemin dışında kalan ya da onların normatif düşünce normlarının dışında kalan her şey onların düşmanı.”

Hedef göstermek

Cinsel beyanı non-binary olan, Lamdaistanbul gönüllüsü Alaz Ada Yener ise devlet şiddetini şu şekilde tarif ediyor:

“Bu ülkede herhangi bir gruba onlar vatan haini, onlar vatana karşı falan dediğin zaman, herkesi hedef gösterirsiniz zaten. Çünkü bu böyle insanların bir varoluşsal kaygısını tetikliyor bir noktada. Bu vatanseverlik, milliyetçilik gibi tamamen şiddet üzerine inşa edilmiş kavramlar ve bunlara hayali bir tehdit oluşturan varlıklarımız, ki bir noktada erkek-kadın ikililiğini sorgulayarak, heteroseksüel düzeni sorgulayarak, yani evet vatanı, milleti sorguluyor.”

Gazeteci. Cumhuriyet, Gazete Hayır, Sendika.org gazetelerinde çalıştı. Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünde yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Atölye BİA 20-28 Şubat 2021 “Kürtçe Hak Odaklı Habercilik Atölyesi” katılımcısı. 1997 yılında Mersin’in Tarsus ilçesinde doğdu.