MENÜ
ANA SAYFA
Pencereyi Kapat
"Bölünmeye değil birlikte barışmaya ihtiyacımız var" - Atölye BİA
Gençlik
22 Haziran 2021
Gençlik
22 Haziran 2021

“Bölünmeye değil birlikte barışmaya ihtiyacımız var”

Okuma Süresi: 4 dk
“Kıbrıs sorunu” hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada yıllardır haber manşetlerinde sık yer alıyor. Kıbrıslı gençlere göre, bu "sorun" Türkiye ya da Yunanistan üzerinden çözülemez. Onlar, kendi kaderleri üzerinde adalıların söz sahibi olması gerektiğini düşünüyor.

*Fotoğraf: Hade/Twitter adresinden

Hade, Kıbrıs’ın birleşmesini destekleyen çok toplumlu bir gençlik örgütü. Kıbrıs’taki Ermenilerden Araplara, LGBTİ+’lara birçok azınlığın sivil toplum kuruluşuyla işbirliği yaparak, “daha iyi bir hayat”ın kurulmasına destek sağlamayı amaçlıyorlar. Adalılara mesajları net, “Let’s Peace it Together/Birlikte Barışalım” diyorlar.

“Kıbrıs sorunu” hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada yıllardır haber manşetlerinde sık yer alıyor. Kıbrıslı gençlere göre, bu “sorun” Türkiye ya da Yunanistan üzerinden çözülemez. Onlar, kendi kaderleri üzerinde adalıların söz sahibi olması gerektiğini düşünüyor.

Kendilerini “birleşik Kıbrıslı gençler” olarak tanımlayan Hade de bunun için çalışıyor. Kıbrıs’taki mevcut durumu, yapılması gerekenleri, sorunun çözümünde özellikle genç Kıbrıslıların beklentilerini ve katkılarını Hade’den Vasilis Frantsis ve Mıstıki Araz anlattı.

Siyasette temsil

Hade’nin Kıbrıs’ın birleşmesini destekleyen çok toplumlu bir gençlik örgütü olduğunu biliyoruz. Bir de size soralım; Hade nedir, kimdir ve neden var?

Mıstıki Araz: Hade, Türkçe konuşan Kıbrıslılar ve Rumca konuşan Kıbrıslılar tarafından, Kıbrıs toplumunun gençlerini temsil etmek, adadaki farklı sorun alanlarını dile getirmek ve siyaset alanında temsilimizi var etmek üzere oluşturulmuş bir gençlik derneği.

Vasilis Frantsis: Biz çok toplumlu bir gençlik girişimiyiz. Bu yüzden mümkün mertebe kapsayıcı olmaya, ayrım gözetmeksizin tüm Kıbrıslıları temsil edecek bir platform oluşturmaya çalışıyoruz. Son zamanlarda, özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yeterince temsil edilmeyen Maronit, Latin ve Ermeni topluluklarıyla ilgili tartışmalarımız oldu. Çünkü sadece gençleri değil, barıştan yana olanları temsil eden dernekler de az. Biz de barış mesajını iletmeye, şu an önümüzdeki en önemli şeyin Kıbrıs sorunu olduğunun ve diğer her şeyin buna bağlı olduğunun anlaşılmasını sağlamaya çalışıyoruz.

Kıbrıs’taki LGBTİ+’lar, azınlıklar veya diğer dezavantajlı bireylerle etkileşimleriniz nasıl?

"Bölünmeye değil birlikte barışmaya ihtiyacımız var" - Atölye BİA

V. Frantsis: Kıbrıs’ta LGBTİ+ hakları şu anda oldukça kötü. Bu konuda bölünmüş olmalarına rağmen her iki toplumda da ne yazık ki durum aynı.

Daha kapsayıcı, LGBTİ+ haklarını koruyacak ve LGBTİ+’lerin ülkelerinde korkusuzca ve özgürce yaşamalarını sağlayacak bir politika istiyoruz.

İlk kez iki toplumlu onur etkinliklerini organize eden Accept Cyprus ve Queer Cyprus gibi sivil toplum kuruluşlarıyla iletişimde olmayı çok önemsiyoruz. Amacımız, genel olarak böyle sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak, yakınlaşmak ve hedeflerine katkı sunmak.

M. Araz: İnsanlarla sosyal medya üzerinden iletişim kuruyoruz. Web seminerleri düzenleyerek, işbirlikleriyle ve diğer derneklerin faaliyetlerini tanıtarak LGBTİ+’lere yönelik nefret gibi sorunlarla ilgili farkındalığı artırmaya çalışıyoruz.

“‘Kıbrıs sorunu’ siyasi yolsuzlukları besliyor”

“Kıbrıs sorunu” Kıbrıs’taki durumu tanımlamak için sık kullanılan bir ifade. Sizin açınızdan Kıbrıs’taki sorun nedir? Kıbrıs halkları bu sorunu nasıl çözebilir? Bu çözümde Hade’nin rolü ne olabilir?

V. Frantsis: Bu sorun bölünme, nefret, ırkçılık ve milliyetçilik gibi tüm yan ürünleri ortaya çıkarıyor. Siyasi yolsuzlukları besliyor. Ekim ayında Kuzey Kıbrıs’ta seçim sürecine yapılan müdahale ya da Güney’deki hükümetin zengin suçlulara yardım etmek için pasaport satmasıyla ilgili skandallar bu yolsuzluğun örnekleri. Sürekli yolsuzluk skandallarını, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Anastasiades hakkındaki söylentileri dinliyoruz.

M. Araz: Bence sorun insanların yanlış eğitiminden başlıyor. Örneğin, Kıbrıs’ta kendi tarih kitaplarımızı biz Kıbrıslılar yazmıyoruz. Okulda tarihi Türkiye’den veya Yunanistan’dan gelen kitaplardan öğreniyoruz. Türkçe konuşan bir Kıbrıslı olarak bana Rumca konuşan Kıbrıslıları düşmanım, beni umursamayan, öldürmek isteyen insanlar olarak görmem öğretildi. Küçük yaşlardan itibaren bu yalanlarla besleniyoruz. Hade olarak yapmak istediğimiz şey, insanları eğitmek, siyasi ve sosyal çözüme yardımcı olmak. Çünkü Kıbrıs’ta iki toplum birbirini gerçekten tanımadıkça barış gelmeyecek. Her iki taraftan tarihçilerle işbirliği yapan derneklerin yardımıyla ortak tarihi doğru anlatmak çözüm için gerçekten yardımcı olacaktır.

Gördüğüm kadarıyla Hade’nin sosyal medya paylaşımlarının çoğunda “birleşik Kıbrıslı genç” ifadesi vurgulanıyor. Neden?

M. Araz: Geçen ay KKTC Cumhurbaşkanı Tatar bir açıklama yaptı ve “Kıbrıs’taki gençlerin çoğu birbirini tanımıyor, bu yüzden Kıbrıs’ta federasyon olamaz” dedi. 2018’den beri Kıbrıslı Rumlarla dostum. Eğer Kıbrıslı gençlerin işbirlikleri ya da dostlukları hakkında politikacılarda bilgi eksikliği varsa, onlara birbirimizi tanıdığımızı, arkadaş olduğumuzu ve birbirimizle ilişki kurabileceğimizi göstermek bizim işimiz. Kıbrıs’ta sadece Türkler ve Rumlar arasında değil, Ermeniler, Latinler ve Maronitler arasında da pek çok alanda yardımlaşma söz konusu.

Türk kültürü ve Türklere olan fobi

Tüm insanların katılabileceği kapsayıcı bir platform kurmaya çalışırken dil bir sorun oluşturuyor mu?

M. Araz: Bence oluşturmuyor. Ancak bu bize dayatılan bir sorun, çünkü 74’ten önceki nesillerde Kıbrıslıların çoğunun iki toplumlu köylerde yaşadığını, öyle yaşamayanların da iki dili bildiğini görüyoruz. Yunancayı büyükanne ve büyükbabalarından öğrenen, çok sayıda Türkçe konuşan Kıbrıslı tanıyorum. Ayrıca dil bilmesem de katıldığım çok toplumlu gençlik programlarında düşündüğümüzden çok daha fazla ortak noktamız olduğunu fark ettim.

"Bölünmeye değil birlikte barışmaya ihtiyacımız var" - Atölye BİA

V. Frantsis: Ben daha çok Kıbrıs Rum ortamında büyüdüm. Kasabamda gördüğüm tek Türkçe, eski Kıbrıs Türk mahallesindeki sokak isimleriydi. Ancak diğer tarafta, “yeşil hat”ın ötesinde neler olduğunu anlamaya çalışırken, dil bilmememizin sorun olmadığını gördüm. Kıbrıs’ta neredeyse herkes İngilizce biliyor. Ancak tabii ki birbirimizin dilini öğrenmemiz, işleri daha kolaylaştırır. Şu an Türkçe seçmeli dersler arasında. Türk kültürüne ve Türklere olan fobiden dolayı Türkçe öğreten özel öğretmen bulmak gerçekten zor. Kıbrıs’ın tüm dillerini içeren daha kapsayıcı bir dil eğitiminin iyi olacağını düşünüyorum. Örneğin, Kıbrıs Arapçası Sanna, yaklaşık 5000 kişilik Maronitler tarafından konuşuluyor. Hükümet, bu dilin korunması için yeterli adımı atmadı. Kıbrıs Arapçası gibi çok özgün bir dil kaybolursa Kıbrıs kültürünün bir parçası da yok olur. Yüzyıllar boyunca Kıbrıs hep çok toplumlu ve çok dilliydi.

“Geleceğimize biz karar vermeliyiz”

Türkiye ve Yunanistan’ın Kıbrıs’a müdahaleleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce, Türk ve Yunan politikacıların müdahalelerinin adaya katkı sağladığı oluyor mu?

V. Frantsis: Kıbrıs Rum toplumunda temel sorun, siyasilerin sorumluluk almadan, sadece Türkiye’yi suçlamasıyla başlıyor. Türkiye bugünkü durumdan büyük ölçüde sorumlu ama her şeyin de sorumlusu o değil. Kendi sorumluluklarımızı ve bu siyasi seçkinlerin milliyetçilik ve yolsuzluğu inşa etmesine nasıl izin verdiğimizi anlamamız gerekiyor. Aynı şey, Kıbrıs Türk toplumu için de geçerli.Bütüncül bir yaklaşım benimsemeliyiz.Bizler, tüm sorunlara rağmen barış için çabalamaktan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü orduların, cinsiyetçiliğin, ırkçılığın olmadığı ve insan haklarına saygılı, daha iyi bir geleceği hak ediyoruz.

M. Araz: Bizim için en iyisini, biz Kıbrıslılar biliriz. Çünkü toplum olarak 50 yılı aşkın süredir tecrit altında veya ateşkes içinde yaşayan biziz, savaşlarla parçalanan, evlerimizden göç ettirilen, kuzenlerimizi savaş sırasında kaybeden biziz, onlar değil. Kıbrıslılar olarak neye inandığımızı ve ne istediğimizi göstermek için insanların platformlarına ve desteğine ihtiyacımız var. Fakat günün sonunda, bu bizim ülkemiz ve geleceğimize karar veren biz olmalıyız.Hade’nin sloganında dediğimiz gibi, “Let’s Peace it Together/Birlikte Barışalım”. Bölünmeye değil birlikte barışmaya ihtiyacımız var.

Hade’nin sosyal medya adreslerine buradan ulaşabilirsiniz.

Prag Charles Üniversitesi İletişim Çalışmaları ve Gazetecilik Enstitüsü’nde medya ve iletişim çalışmaları alanında doktora yapıyor. Kimlik çalışmaları, söylem teorisi ve sosyal inşacılık teorisi ile ilgileniyor. Atölye BİA 17-31 Mayıs 2021 “Temel Gazetecilik Atölyesi” katılımcısı.