MENÜ
ANA SAYFA
Pencereyi Kapat
Enstrümanlarını satıyor, memleketlerine dönüyorlar - Atölye BİA
4 Mayıs 2021

Enstrümanlarını satıyor, memleketlerine dönüyorlar

Okuma Süresi: 7 dk
Pandemi kısıtlamalarından ilk etkilenenlerin başında müzisyenler yer alıyor. Bir yıldan fazladır sahneler kapalı, konserler yapılmıyor. Zor günler geçiren beş farklı müzisyen, nasıl ayakta kalmaya çalıştıklarını anlattı.

Hayatı durma noktasına getiren koronavirüs, şimdiye kadar birçok sektörü bitirme aşamasına getirdi. Bu sektörlerin başında da eğlence hayatı ve alt kolu olan müzik dünyası geliyor. Tüm çağrılarına rağmen sesleri duyulmayan müzisyenler, oldukça kısıtlı desteklerle, bir yılı aşkın süredir hayata tutunmaya çalışıyor. Müzik-Sen’in iddiasına göre, pandeminin başından bu yana yaşamına son veren müzisyenlerin sayısı 100’ü geçti. Ancak bu veriler kesinleşmiş deiğil.

Müzisyenler, başta İstanbul olmak üzere, hemen her kentte eylemler düzenledi. Tüm bunlara rağmen, bir yılı aşkın süredir, kalıcı bir çözüm bulanamadı. Beş farklı müzik dalında yıllardır emek veren müzisyenler İklim TamkanGökçe SelimApolas LermiÜmit Taşkıran ve Özgür İgitbianet’e anlattı.

Sadece maddi değil, manevi bir yara

Piyanist İklim Tamkan’e göre, koronavirüsten etkilenenlerin en başında sanatçılar geliyor. 11 yaşından beri piyano başında olan Tamkan, “Virüsten etkilenen müzisyenler, sanatçılar hemen hemen bütün gelir kaynaklarını bu süreçte tükettiler. Kapanan tiyatro salonları, yapılamayan konserler binlerce insanı etkiledi” diyor.

Enstrümanlarını satıyor, memleketlerine dönüyorlar - Atölye BİA

Ancak Tamkan’a göre, krizin sadece ekonomik değil, manevi yönü de var: “Biz sanatçılar için seyircisi ya da dinleyicisi ile buluşamamak manevi olarak büyük bir yıkım demek. Sahne, sanatçının hayatına anlam katan bir tutkudur. Sanatçının sahneden kopmasının yarattığı boşluk bizlerin ruhunda çok önemli yaralar açacaktır.” İklim Tamkan, dünyanın en önemli salonlarında sahne almış bir piyanist. Dünyanın en prestijli yarışmalarından Uluslararası Valtidone Genç Yetenekler’de piyano dalında üçüncülük ödülü ve klavsen dalında uluslararası Kiwanis Ödülü’nün yanı sıra Avusturya devleti tarafından verilen Martha Debelli ödülü ve teşvik bursunu iki kez kazanmış bir sanatçı.

Ancak, çocukluğuna uzanan kariyerine rağmen, son bir yılı ‘virüsün yarattığı endişe ortamında, ilk günden beri çok yıkıcı’ olarak tanımlayan Tamkan’ın bir eleştirisi de var. Tamkan bu süreçte oldukça boş zamanları olduğunu, ancak bu zamanın verimli kullanma imkanı olmadığını yani yeteri kadar üretemediğini de söyledi: “Virüs benim yaratıcılığımı ve motivasyonumu ciddi şekilde baltaladı ve baltalamaya da devam ediyor. Elbette sadece hayatın güzelliklerinden ilham almıyoruz ama dünyanın içine düştüğü bu çaresizlik, tam bilinmeyenle mücadele hali, bu esnada yaşanan kayıplar ve sürekli endişe hali beni epey içime kapattı. Bu süreçte çok üretebildiğimi söyleyemem.”

Peki ama dijitalleşme açısından pandemi bir artı sağladı mı? Tamkan, çevrimiçi verdiği dersler dışında, dijital dünyayı kendini ifade edebileceği bir mecra olarak görmediğini söylüyor: “Ruhsal olarak ‘dijital’ dünya klasik müziğin, klavsenin, piyanonun ruhuyla pek uzlaşmıyor benim gönlümde. Bu süreci deneyimlerimi aktararak eğitimlerini sürdürmeleri için öğrencilerimle -zorunlu olarak online- derslerle geçirdim, geçiriyorum. Yarım kalan bir takım üretim süreçlerini tamamlamaya ve eski kayıtlarımı düzenlemeye yavaş yavaş el atabiliyorum.”

Kürt müzisyenler mevcut durumun da gerisinde

İstanbul dahil birçok şehirde konser veren Kürtçe rock müzik grubu Sîya Şevê’nin vokali Gökçe Selim’e göre, Türkiye’deki müzisyenlerin ya da müzisyenliğin sorunları pandemi süreci ile birlikte başlamadı: “Müzisyenlik Türkiye’de bir meslek olarak görülmüyor ve sosyal haklardan yoksun olması olarak belirtebilirim. Bu konuda var olan sözüm ona meslek kuruluşları ise zaten dernek statüsünde, sadece kendilerine hayrı olan kurumlar.”

Enstrümanlarını satıyor, memleketlerine dönüyorlar - Atölye BİA

Gökçe Selim, İstanbul’da yaşayan bir müzisyen ve ek bir geliri yok. 20 yıldır sadece müzik sektöründen para kazandığını anlatan Selim, mevcut düzenin güvencesizliğinin uzun yıllardır hissedildiğini, ancak koronavirüsle gözle görülür hale geldiğini söyledi: “Pandemi ile beraber müzisyenler için hayat yaşanılmaz hale geldi. Benim gibi başka işler de yapan arkadaşlar, belki bu süreci öyle veya böyle geçirebiliyor. Fakat beraber çalıştığım arkadaşlarımın ve çevremde tanıdığım birçok müzisyen arkadaşımın durumu gerçekten iyi değil. Birçoğu eşi ve çocukları ile birlikte anne ve babalarının evine taşındı ya da kiralarını ödeyemedikleri için başka müzisyen arkadaşları ile ortak eve geçmek zorunda kaldılar.”

Selim ayrıca grubuyla beraber Kürtçe müzik yaptıkları için zaten kısıtlı sayıda konser imkânı bulup, muhalif statüsünde yer aldıklarını ve pandemi ile iki kat mağdur olduklarını anlatıyor: “Bütün bunların yanında genel vaziyet bu iken, biz Kürt müzisyenler, Kürtçe müzik yapanlar ya da muhalif müzisyenlerin durumu, şu an var olan mevcut durumun da gerisinde. Ayda yılda bir çıktığımız belediye festivalleri ve konserler, siyasi atmosferden ya kayyumlardan kaynaklı zaten yapılmıyordu ya da birçok etkinlik iptal ediliyordu, onun için sadece müzik ile kendimizi idame ettirmemiz pandemiden önce de mümkün değildi.”

Salgın bugünden yarına sona ermeyeceğine göre ne yapmak gerekir?”. Selim’in kısa vadede önerisi ise kolektif hareket yaratılması: “Bence bütün illerde, İstanbul’da geçekleştirilen ‘İstanbul bir sahne’ etkinlikleri gibi, projeler oluşturulmalı ve salgın süreci bitene kadar bu etkinlikler süreklileştirilmelidir. Aksi taktirde orada burada hiçbir sosyal güvencesi olmadan müzik yapan birçok arkadaşımızın durumu gerçekten son noktadadır. Yaşanan intiharlar ne yazık ki bu durumu açık seçik ortaya koymuştur.”

Kariyerini askıya almak zorunda kaldı

Karadeniz’in tarihini ve kültürünü müziğine taşıyan Apolas Lermi, koronavirüs salgınıyla kariyerini askıya almak zorunda kaldığını şöyle anlatıyor: “Bu süreçte stüdyolar ve müzik üretebileceğimiz benzeri mekanlar havasız ve riskli alanlar olduğu için, hareket edemez hale geldik. Bu süreçte ben de tüm müzisyen arkadaşlarımız gibi çeşitli zorluklarla baş etmeye çalışıyorum. Onun için müzik çalışmalarımızı askıya almak zorunda kaldık.”

35 yaşındaki Lermi, 15 yıldır müzikten para kazanıyor. Lermi’ye göre de müzisyenler sadece pandemi sürecinde değil, her zaman geçim sıkıntısı yaşıyor: “Biz müzisyenlerin yaşadığı zorluklar her ne kadar pandemi süreci ile birlikte gündeme gelmeye başlasa da geçmişte de benzer zorluklar yaşıyorduk. Bu ülkede müzisyenler her zaman çeşitli zorluklarla mücadele ederek hayatlarını idame ettirmeye çalıştılar. Pandemi aslında bu durumu biraz daha görünür hale getirdi.”

Enstrümanlarını satıyor, memleketlerine dönüyorlar - Atölye BİA

Lermi, ayrıca koronavirüsünden önce de ırkçılık virüsüyle mücadele ettiklerini söylüyor: “Bu ülkedeki siyasetin ayrıştırıcı dili her zaman müzisyenlere çeşitli zorluklar yaşatmıştır. Tabii, pandemi süreci farklı bir süreç fakat siyasetin sürekli ayrıştıran ve ötekileştiren dili de bizi tecrit ediyor. Bu ülkenin çoğulcu dokusuna uygun çeşitli müzikler üreten müzisyenler ve farklı projelerde yer alan müzisyenler kabul göremiyorlar. Ben de bir süre böyle bir atmosferin kurbanıydım. Buna karşı sürekli belli çevreler ve belli isimler ön planda tutuluyor. Biz de her şeye rağmen müziğimizi icra etmeye devam edeceğiz. Anlayışsızlık virüsüne ve ırkçılık virüsüne karşı da şarkılarımızı seslendirmeye devam edeceğiz.”

Apolas Lermi, bekar olduğu için bu dönemde kendisini “şanslı” görüyor çünkü ailesi olanların durumu daha da kötü. Ailesi olan müzisyenlerin bu dönemde ek iş bulmaya yöneldiğini anlatırken kendi tecrübesini şu sözlerle anlatıyor: “Pandemi sürecinde başka bir sektöre geçmedim ya da başka bir iş yapmadım. Bu süreçte müzik çalışmalarıma devam ediyorum. Zor da olsa ağır aksak bir şekilde bir şeyler üretmeye çalışıyorum. Onun dışında sağlığıma dikkat ediyorum, spor yaparak bu süreci hasar görmeden atlatmaya çalışıyorum.”

“Müziğin ve müzisyenlerin yok oluşu”

Lazca şarkılarıyla ve kemençesiyle İstanbul sokaklarına hayat veren Ümit Taşkıran, koronavirüs sürecinin başından beri müzisyen arkadaşlarıyla iletişim halinde olduğunu ve ortak kaygılar taşıdığını belirtiyor: “Hem müzikten uzaklaştık hem de geçimimizi sağlayabilmek için farklı meslek dallarına yönelmeye başladık. Birçok arkadaşımız kirasını ödeyemediği için evlerini kapatıp, enstrümanlarını satıp memleketine döndü. İntiharın eşiğine gelen arkadaşlarımız oldu ve yakinen tanımasam da birçok müzisyen ekonomik sıkıntılardan ötürü intihar etmeyi seçti bu süreçte. Müziğimizi icra edebileceğimiz tek bir alan bırakılmadı. Müzik üretimi neredeyse durdu.”

Koronavirüs sürecinde müzisyenlerin hiçbir şekilde destek görmediğini belirten Taşkıran, “Her sektöre yardım paketleri açıklanırken, müzisyenler bu yardımın dışında bırakıldı. Oysa müzisyenler bu ülkenin acısını da neşesini de paylaştı. Düğünde de vardık eylemde de. Bugün tamamen yok sayılıyoruz” dedi.

Enstrümanlarını satıyor, memleketlerine dönüyorlar - Atölye BİA

Taşkıran arka plandaki ekibin de süreçte mağduriyet yaşadığını söylüyor: “Ama kenarda köşede bir yerlerde bir şekilde müziğimizi icra edebiliyorduk, artık o da yok. Bu sektörde müzisyenlerin dışında da birçok insan var: Sahne arkası, rodi, tonmaister, hatta mekân sahipleri, orada çalışanlar hepsi bir anda silindi ve nasıl toparlanırlar bilemiyorum.” 27 yaşındaki Taşkıran, 15 yıldır geçimini müzikle sağlıyor. Ancak bu dönem onu da başka işlere yöneltmiş: “Pandemi başladıktan sonra uzun bir süre işsiz kaldım ama şimdi bir müzik mağazasında çalışıyorum. Müzik enstrümanlarının bakımını, onarımını yapıyorum.”

Pandemiyi ‘müziğin ve müzisyenlerin yok oluşu’ olarak niyeleyen Taşkıran, yaşadıkları zorlukları “Böyle giderse ne sanat kalacak ne de sanatçı. Bir şekilde başka sektörlere geçiş yapabilen müzisyenler hayatlarına müzikten uzak devam edebilirken, geçiş yapamayanlar ekonomik sıkıntılardan ötürü enstrümanlarını satarak geçinmeye devam edecek” diyerek anlattı ve “Yerel yönetimler, belediyeler, kültür merkezleri çeşitli türden müzik yapan müzisyenler için alan açabilirler. Online toplantılar düşünülebilir, dayanışma bütçeleri oluşturulabilir” çağrısı yaptı.

“Müzisyenlerin iktidardan beklentisi kalmadı”

Yaklaşık yirmi senedir çeşitli Türkü barlarda ve eğlence mekanlarında gitar çalarak yaşamını idame ettirdiğini belirten gitarist ve besteci Özgür İgit, kendi perspektifinden son bir yılı şöyle değerlendiriyor: “Geçen sene, pandeminin ilk yasakları başladığında, çalıştığım mekânlar kapandı ve bir süre işsiz kaldım. Sonra kısa bir süreliğine mekânlar yeniden açılmaya başladı ve işimize yeniden başladık. Ama bu süreçte çok kısa sürdü. Sonrasında ise belirsiz bir süreç başladı. Bu belirsizlik devam ediyor ve bu süreç boyunca işsiz kaldım. Bu salgın özellikle psikolojik olarak büyük zorluklar yaşatıyor. Neredeyse müziği bırakma aşamasına geldiğim zamanlar oldu. Sürekli evde olmak ve bu belirsizliğin bitmesini beklemek çok zor bir mesele. Hayata tutunabilmek için bir şekilde bu süreci beste yaparak, söz yazarak aşmaya çalışıyorum.”

Enstrümanlarını satıyor, memleketlerine dönüyorlar - Atölye BİA

İgit, 40 yaşında. 15 yaşından beri bilfiil müzikle geçiniyor. Ancak bir yıldır kendisini ‘işsiz’ olarak nitelendiriyor, birikimleri ise tükenme noktasına gelmiş:

“Bu süreçte kültür bakanlığından küçük bir destek geldi. Onun dışında başka bir yerden destek almadım. Küçük bir birikimim vardı onunla bu süreçte kendimi idame etmeye çalışıyorum.”

İgit, her geçen gün kötüleşen durumu meslektaşlarına dair gözlemleriyle anlattı: “Ev kirasını bulamayandan tutalım da çocuğuna mama bulamayan arkadaşlarımız oldu. Küçük bir grup arkadaşın dayanışmasıyla ciddi zorluklar yaşayan müzisyen arkadaşlarımıza destek olmaya çalıştık. Ne yazık ki bu süreç böyle zorluklar yaşatmaya devam ediyor.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun koronavirüs sürecinde işsiz kalan müzisyenlerle gerçekleştirdiği toplantıya da katılan İgit, gözlemlerini de paylaştı: “Toplantıya ben de katıldım. O toplantıda sanatçılar ve müzisyenler bu süreçte yaşadıkları zorlukları ifade etmeye çalıştılar. Söz alan arkadaşların çoğunda şu durumu sezdim. Kimsenin iktidardan bir beklentisi kalmamış. Var olan sorunların belediler, yerel yönetimler üzerinden aşılmasını istiyorlar. Söz alan herkes özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni büyük bir alternatif hükümet olarak görüyordu. Mevcut hükümetten ne bir beklentileri ne de bir talepleri olmadı.”

İgit’e göre, Türkiye’de müzisyenleri temsil eden kurumlar koronavirüs sürecinde çözümsüz kaldılar: “Müzisyenleri temsil eden kurumlar pandemi sürecinde hiçbir çözüm üretemediler. Bu kurumlar daha tanınan, bilinen dar bir çevreyle hareket ediyorlar. Biz müzisyenlerin bir gelecek güvencesi yok. Müzisyenleri temsil etmeye çalışan mevcut kurumlar, salgın sürecinde çok yetersiz kaldı. Müzisyenlerin sorunlarına kalıcı çözümler bulacak daha örgütlü kurumlara ihtiyacımız var.”

Kültür ve Turizm Bakanlığı müzisyenlere yönelik bir destek programı hazırladı. Bu yılın başında, 24 bin 522 müzisyen üç ay boyunca ayda 1000’er lira destek aldı. Ancak kayıtdışı, yani sigortasız olarak çalışan müzisyenler bu programa dahil edilmedi.

İBB ise “İstanbul Bir Sahne” projesi ile binlerce müzisyenin İstanbullularla buluşmasını sağlayacağını açıkladı. Sanat etkinlikleri; açık havada, ücretsiz ve pandemi koşullarına uygun olarak gerçekleştirilecek. Programa başvurular 9 Nisan’da sona erdi.

İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu. Hak temelli çalışan birçok sivil toplum örgütünde örgüt yönetimi, sosyal politika, hak savunuculuğu ve insan hakları temalarında çalışmalar yürüttü. Hafıza politikaları, demokratikleşme ve barış kültürü alanlarında çalışmalarını sürdürüyor. Atölye BİA 20-28 Şubat 2021 “Kürtçe Hak Odaklı Habercilik Atölyesi” katılımcısı.