“Sosyal hizmet kriz zamanı hatırlanan yardım değil, temel kamusal haktır”
Sivil toplumun güçlendirilmesi, düzenli iletişim kanallarının oluşturulması ve birlikte çalışma olanaklarının artırılması hedefiyle Temmuz 2023’te başlattığımız “Hak Örgütleriyle Buluşmalar” serisinin 25’incisini Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği’yle (SHUDER) gerçekleştirdik.
Atölye BİA’da 23 Ocak’ta gerçekleşen buluşmada, IPS İletişim Vakfı/bianet adına Ceyda Sungur, Sinem Aydınlı, Evrim Gündüz ve Vecih Cuzdan, SHUDER İstanbul Şube Başkanı İkram Doğan, Örgütlenme Sekreteri Deniz Sezer, Denetleme Kurulu Üyesi Ayfer Ekici, Mali Sekreteri Salim Dursun’u ağırladı.
1987 yılında kurulan SHUDER; sosyal hizmet alanında mesleki standartlar, etik ilkeler ve kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi için söz üreten ve Türkiye’de bu alanın en köklü meslek örgütlerinden biri. Dernek, kuruluşundan bu yana sosyal hizmetin devletin asli sorumluluk alanlarından biri olduğunu savunan bir çizgi izliyor. Lisans mezunu sosyal hizmet uzmanlarının üye olabildiği dernek mesleki dayanışma, eğitim, araştırma, proje ve yayın faaliyetleriyle öne çıkıyor.
Farklı dezavantajlı gruplara yönelik (çocuklar, kadınlar, yaşlılar, mülteciler, engelliler, LGBTİ+ gibi) çalışmalar yapan ve buna ilişkin komisyonlar oluşturan derneğin genel merkezi Ankara’da ve 25 farklı şehirde şubesi bulunuyor. İstanbul şubesi, Ankara’dan sonraki en eski şube ve Bitlis şubesi yakın zamanda kurulan şubelerden.
Bu örgütlenme yapısı, SHUDER’in hem yerel sorunlara temas eden hem de ulusal ölçekte politika ve savunuculuk üreten bir yapı kurmasını sağlıyor.
Bakım krizi: “Aile sosyal hizmetlerin taşeronu gibi işliyor”
Sosyal hizmetin temel kamusal bir hak olduğunun vurgulandığı görüşmede öne çıkan başlıklardan biri bakım krizi oldu. SHUDER’e göre bakım krizi, tekil bir hizmet eksikliğinden ziyade, devletin sosyal hizmet alanından sistemli biçimde çekilmesinin sonucu.
İkram Doğan, yaşlı ve engelli bakımında kamusal kapasite artmadığı ve bakım emeğinin büyük ölçüde aileye, daha da çok kadınlara yüklendiği; bunun hem kadın emeğinin görünmezleştirilmesi hem de bakıma ihtiyaç duyan kişi açısından hak ihlali riskini büyütmesi anlamına geldiği belirtti.
“Profesyonel bakım yerine ev içi bakımın yaygınlaştırılması, bağımlılık ilişkilerini ve aile içi çatışma risklerini artırıyor” diyen Doğan, kreş hizmetlerinin kamusal bir hak olarak sunulmasının da aynı bağlamda kritik olduğunu vurguladı.
Çocukluk, engellilik, yaşlılık: “En kritik alanlarda hizmet niteliksizleşiyor”
Doğan’a göre sosyal hizmetin niteliksizleşmesi en sert biçimde çocuk, engellilik, yaşlılık ve bakım alanlarında hissediliyor. Bu alanlar aynı zamanda kamusal hizmetin geri çekilmesinin en ağır sonuçlarını doğrudan deneyimleyen grupları kapsıyor.
Engellilik hizmetlerinin parçalanması, belirli yaşlardan sonra hizmete erişimin fiilen kısıtlanması ve kurum kapasitesinin yetersizliği kamusal hizmet üretiminin yerini “özel alım/taşeron” modellerine bırakmasının sonuçları arasında.
Çocuk koruma alanında ise, koruyucu aile/evlat edinme süreçlerinin işlevsizleşmesi, çocukların bakımının farklı yapılara devredilmesi, kurumlarda kapasite sorunları ve çocukların hak temelli izlenmesini zorlaştıran koşulları aktaran Doğan, çocukların korunması gereken durumlarda dahi, sistemin çocuğun “yüksek yararını” ikincilleştirebildiğine dikkat çekti.
“Açıköğretimle meslek olmaz”
Doğan, sosyal hizmetin uygulamaya dayalı bir meslek olduğunu vurgulayarak açıköğretim ve uzaktan eğitim üzerinden kitlesel mezuniyetin mesleği değersizleştirdiğini anlattı. Derneğe göre bu süreç, bir yandan alanda nitelik ve etik gerilimini büyütürken, diğer yandan mezun sayısı ile istihdam arasındaki uçurumu derinleştiriyor.
SHUDER, mesleki eğitimin niteliğinin düşmesinin yalnızca meslek içi bir sorun değil, doğrudan hizmet alanların haklarına yansıyan yapısal bir mesele olduğuna dikkat çekiyor.
Görünür olmak mı, hiç iş yapamaz hale gelmek mi?
Görüşmede, sivil toplum ve meslek örgütleri açısından ortak bir açmazı da konuştuk. SHUDER temsilcileri, hak ihlallerine dair söz kurmanın hedef göstermeye, linç kampanyalarına, dezenformasyona ve güvenlik risklerine açıldığı bir dönemde, örgütlerin görünürlükle geri çekilme arasında sıkıştığını ifade etti.
SHUDER, bu iklimde “platform” türü dayanışma ağlarının önemini vurgulayarak, ortak söz ve ortak savunuculuk ihtiyacına işaret etti.
Derneğe göre ortak söz üretimi ve ortak savunuculuk, yalnızca politik bir tercih değil; sivil toplumun varlığını sürdürebilmesi için zorunlu bir hat haline gelmiş durumda.
Derneğin faaliyetlerini shuder.org web sitesi üzerinden ya da Facebook, X, Instagram ve YouTube gibi sosyal medya platformlarından takip edebilirsiniz.
(EG)



