BATOÇA: “Militarizm sadece çatışma değil, hayatın her yerinde”
Atölye BİA’nın, sivil toplumun güçlendirilmesi ve düzenli iletişim kanallarının artırılması hedefiyle sürdürdüğü “Hak Örgütleriyle Buluşmalar” kapsamında Barış için Toplumsal Çalışmalar Derneği ile bir araya geldik.
Atölye BİA’da 6 Ağustos’ta gerçekleşen buluşmada, IPS İletişim Vakfı/bianet adına Ceyda Sungur, Evrim Gündüz ve Vecih Cuzdan, BATOÇA üyeleri Direncan Babacan ve Rozerin Yüksel’i ağırladı. Babacan ve Yüksel, çalışmaları hakkında bilgi verdi.
2024 yılında İstanbul’da kurulan dernek gazeteciden senariste, öğretmenden hak savunucularına uzanan ekibiyle; vicdani ret, antimilitarizm ve feminist barış perspektifi üzerinden söz üretmeyi ve farklı hareketlerin barış fikrini birbirine aktarabileceği kanallar açmayı hedefliyor.
Görüşmede derneğin kuruluş motivasyonu, gönüllülükle yürüyen faaliyetleri ve “barışa dair söz üretimi” odağında geliştirdikleri çalışmaları konuştuk.
“Çeşitliliğimiz bizi farklı kılıyor”
Dernek üyelerinden Rozerin Yüksel dernek yapısını “farklı hak mücadelelerinden gelen insanların bir aradalığı” olarak tarif ederken “Feministler, queerler, antimilitaristler, Kürtler, Türkler ve farklı toplumsal kesimlerden insanların yan yana geldiği bu çeşitliliğin içinde bulunulan politik ve toplumsal haller üzerine daha geniş bir perspektif kurmalarını sağladığını” aktardı.
Direncan Babacan ise derneğin kuruluşunu “En başta bir arkadaş topluluğuyduk, sokağı bilen insanlardık. Dernek çatısı altında kaynaklara erişebiliriz diye düşündük ama alan giderek kısıtlandı. Yine de kendi öz gücümüzle üretmeye devam edebileceğimizi gördük” sözleriyle özetledi.
Vicdani ret görünmezleşirken, bilgi ve dayanışma ihtiyacı büyüyor
Derneğin ilk çıkış hattı vicdani ret. Yüksel, Türkiye’de vicdani ret bilgisinin hem sınırlı hem de giderek daha görünmez hâle geldiğini; insanların vicdani retçi olmak istediğinde ne yapacağını çoğu zaman bilmediğini aktardı. Yüksel “Bu nedenle başlangıçta, vicdani ret alanında hukuki süreçlere dair bilgi üretmek ve deneyimleri görünür kılmak için avukatlarla görüşmeler yapıyoruz ve bu sayede bir temas ağı oluşturuyoruz” dedi.
Barış için Toplumsal Çalışmalar, vicdani reddi ve militarizmi yalnızca çatışma ya da silahsızlanma başlığıyla sınırlı görmüyor. Derneğe göre militarizm, gündelik hayatın her alanına yayılan bir düzen.
Sokak deneyimi + hak bilgisi: “Gözo 101”
Barış için Toplumsal Çalışmalar’ın dikkat çeken işlerinden biri, gözaltı süreçlerine dair temel hak bilgisini pratik bir dille aktarmayı amaçlayan “Gözo 101” atölyesi. Yüksel, protestolara katılan ya da hak mücadelesinin içinde olan birçok kişinin gözaltı anında ne yapacağını bilemediğini, bu yüzden “sokağı bilen” bir yerden, STK bürokrasisinin dışında ama hak bilgisiyle iç içe bir çalışma yürütmeye çalıştıklarını belirtti
“Silahlar sussun, aktivistler konuşsun”
Derneğin üzerinde çalıştığı projelerden biri de başlığıyla öne çıkan “Silahlar sussun, aktivistler konuşsun.” Amaç, farklı mücadele alanlarından aktivistlerin barışı nasıl kurduğunu, nereden gördüğünü görünür kılmak.
Proje henüz “taze” bir fikir aşamasında. Ekip, bunun bir rapora, video serisine ya da belgesel formuna dönüşebileceğini; hatta farklı grupları birkaç günlük bir buluşmada bir araya getirip ortak bir çıktı üretmeyi hayal ettiklerini anlattı.
Gönüllülükle yürüyor, fon konusunda “seçici”
Barış için Toplumsal Çalışmalar, faaliyetlerinin büyük bölümünü gönüllülük esasına dayandırıyor. Proje yazmayı öğrenme aşamasında olduklarını söyleyen Babacan, bugüne kadar anlattıkları tüm işlerin gönüllü emekle yürüdüğünü belirtti. Babacan, fon konusunda ise seçici bir yaklaşım benimsediklerini ifade ederken “Her yerden fon almayız” diyerek değerleriyle uyumlu olmayan kaynakları tercih etmediklerini vurguladı.
Dernek, görünürlüğünü ağırlıklı olarak web sitesi ve sosyal medya üzerinden sağlıyor ve zaman zaman ortak imzacı oldukları metinleri de bu kanallardan paylaşıyorlar.
“Kalabalıklaşmak istiyoruz”
Görüşmede öne çıkan ihtiyaçlardan biri de temasın ve dayanışmanın büyümesi. Yüksel ve Babacan derneğin özellikle vicdani ret gibi “zor ve belirsiz” bir alanda insanlara yalnız olmadıklarını hissettirecek bir temas noktası olmak istediklerini aktardı ve ihtiyaç duyulduğunda ulaşılabilir olduklarını vurguladı.
Dernek, hem vicdani ret başlığında bilgiye ve hukuki yönlendirmeye ihtiyaç duyanlara hem de barış çalışmalarına katkı sunmak isteyen gönüllülere kapısının açık olduğunu belirtti.
(EG)



