MENÜ
ANA SAYFA
Pencereyi Kapat
Ateist mülteciler için destek programı: ARAP - Atölye BİA
İnanç
15 Ocak 2021
İnanç
15 Ocak 2021

Ateist mülteciler için destek programı: ARAP

Okuma Süresi: 5 dk
Üzerine çok konuşulmasa da dini baskı nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan mültecilerin sayısı az değil. Ateizm Derneği, bu mülteciler için bir yardım programı başlattı. Programı ve Türkiye’deki sığınmacılarla ilgili sorunları derneğin Genel Müdürü Semih Çöre ile konuştuk.

Ateizm Derneği, Türkiye’deki ateist sığınmacılara yönelik bir program başlattı. Ateist Mülteci Yardım Programı (ARAP) sığınmacılara ev, iş ve hukuki destek konularında aracı olmayı hedefliyor. Atheist Alliance International (AAI) ve Center for Inquiry sponsorluğundaki projenin başlatılmasında Türkiye’nin tampon bölge oluşu önemli bir rol oynuyor.

Jeopolitik konumu sebebiyle yoğun mülteci trafiği yaşanan Türkiye’de sığınmacılar, birçok sorunla baş etmeye çalışıyor. Ayrımcılığın hedefi oluyorlar. ARAP ile ateist mültecilere ev ve iş bulma konusunda aracılık edilirken, bürokratik sorunlarını çözmeleri için destek olunması amaçlanıyor. Türkiye’deki sığınmacıların durumunu, programın nasıl ortaya çıktığını ve neler yapıldığını Ateizm Derneği Genel Müdürü Semih Çöre ile konuştuk.

“Ölüm tehdidinden kaçarak buraya geliyorlar”

Mülteci denildiğinde genelde Ortadoğu ve Arap coğrafyasından gelenler olduğu için sanki herkes Müslüman’mış gibi bir algı var. Siz Ateist Mülteci Yardım Projesi’ni başlatmaya nasıl karar verdiniz?

Özellikle Arap coğrafyasından, dini baskıdan kaçan insanlar ikinci bir ülkeye geçebilene kadar, ilk önce Türkiye’ye adım atıyor ve bu süreç onlar için kolay değil. Bazıları ölüm tehdidinden kaçarak buraya geliyor ama Türkiye’de olmasına rağmen halen ölüm tehdidi alanlar var. Öte yandan Müslüman çoğunluğun olduğu bir ülkeye geldikleri için baskıya maruz kalabiliyorlar. Türkiye’de bu konuyla ilgili büyük bir açık olduğunu fark edince bu projeyi başlatmaya karar verdik. Bizim derneğimizin çok spesifik bir bakış açısı var. Ateizm kelimesini normalleştirmek için derneğe bu ismi verdik. Ama aramızda Müslüman destekçilerimiz de var. Benzer şekilde, proje ismini de Ateist Mülteci Yardım Programı koyduk. Amacımız bir şekilde dini baskıdan ya da dini zulümden kaçan ve bize başvuran kişilere destek vermek.

“Yargılamayacak kişilere ihtiyaç duyuyorlar”

Proje ne gibi yardımları içeriyor?

Dini baskıdan dolayı Türkiye’ye sığınmış bir kişinin hayatını kolaylaştırmak için çabalıyoruz. Sığınmacıların onlarla ilgilenecek, yol gösterecek birine ihtiyacı var. Günlük hayatında dil ya da milliyetçilik konusunda sıkıntı yaşayan arkadaşlara yardımcı olmak istiyoruz. Ev ve iş bulma konusunda aracılık ederken, bürokratik ve hukuki sorunlarını çözme noktasında da destek vermeyi hedefliyoruz. Bu konuda hassas olan insanları buluşturmaya ve aracılık etmeye çalışıyoruz. Türkiye’de inançsızlık kaynaklı başvuru yapıldığı zaman dosyaların özellikle geciktirildiği, görmezden gelindiği ya da yardımcı olunmadığı durumlarla karşılaşıyoruz. Mecburen bir avukat arıyoruz ya da göçmenlik idaresine telefon etmek gerekiyor. Sonuçta, bir hukuki müdahaleye ihtiyaç duyuluyor.

Ayrıca Psikolojik Rehberlik Programı’mız var. Bu konuda psikoloji yüksek lisansı ve doktorasını tamamlamış gönüllülerimiz ihtiyaç olduğunda destek oluyorlar. Sadece mülteciler için değil Türkiye’deki arkadaşlara da açık bir program. İnsanlar kendilerini yargılamayacak, destek olacak kişilere ihtiyaç duyuyor.

Peki, projeye ilgi nasıl? Kimler başvuruyor?

Web sitemiz henüz açılmadı, o yüzden resmi başvuru alamasak da şu anda uluslararası partnerlerimizin yönlendirdiği kişilere yardımcı oluyoruz. Bir yandan da sosyal medyaan tanıtım yaparak insanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Amacımız göçmen arkadaşlara yardımcı olmak ve bunun için Türk halkının desteğine ihtiyacımız var. Biz aracı olup dil engellerini kaldırabiliriz ve ilgili kişileri buluşturabiliriz ama karar merci biz değiliz. Sorunları aşabilmek için sağduyulu insanlara ihtiyacımız var.

“Dini sebepler müracaatı negatif etkiliyor”

Türkiye sığınmacıların ihtiyaçlarını karşılama konusunda yeterli mi?

Türkiye, Dublin Anlaşması’na mutabık bir ülke olduğundan yükümlülükleri yerine getirmek zorunda. Bu anlaşmaya göre, göçmenlik statüsü vermek zorunda ya da göçmenlik sürecinde gerekli kanunları uygulamakla yükümlü. 2018 yılında alınan kararla Türkiye, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) başvurularının önünü kapattı. Kuruma başvuru yapabilmek için öncelikle göçmenlik idaresine başvuru yapılması ve statünün tanınması koşulu getirilmesi, kabul süreçlerinin uzamasına sebep oluyor.

Sığınmacıların çok uğraşması gerekiyor. Normal şartlarda başvuru yapıldığında, belki de dosya bir yılda tanımlanacak, BM tarafından desteklenecek ve kişi güvenli bir ülkeye gidebilecek. Ancak Türkiye böyle bir koşul koyduğundan, bürokrasi de çok yavaş işlediğinden sığınmacılar yıllarca geçici oturum izni almaya çalışıyor. Belge alındıktan sonra koruma başvurusu yapılabiliyor.

“Ülkesine dönerse hapis cezası alabilir”

En çok hangi ülkelerden dini baskı kaynaklı sığınmacı başvurusu alınıyor?

Son zamanlarda birçok Arap ülkesiyle Türkiye’nin yakınlaşması sonucunda çok fazla kişi vizesiz gelebiliyor ve 90 gün kalma hakları oluyor. Sonrasında bu süreyi uzatabiliyorlar. Biz de bu sırada süreçleri tamamlamak için hukuki destek sağlamaya çalışıyoruz. Ancak özellikle Afganistan ve Pakistan ile vize anlaşmamız olmadığı için onlar kaçak yollarla geliyorlar.

En çok İran’dan gelen arkadaşlar var. Ortadoğu ve Arap coğrafyasına bakacak olursak Irak ve Suriye de başta gelen ülkelerden. Son zamanlarda Sudan ve Ürdün’den başvurular oldu. Mülteciler buraya geldiğinde dini baskıdan değil, daha çok savaştan kaçtıkları yönünde ifade vermeyi tercih ediyor çünkü bu daha ciddi bir sebep. Bazen dini sebepler iltica sürecinde negatif değerlendirilebiliyor, dosyanızın çok güçlü olması gerekiyor. Başvuru süreci içinde kimse size yaşadığınız sorunları sormuyor. Müslüman Kardeşler gibi örgütlerin öldürme tehdidi altında olan kişiler, koruma başvurusu yapamadığı için korunamıyor.

Bu sırada şunu da eklemeliyim, İran’ı Arap coğrafyasının geri kalanından ayrı bir yere koymak gerekiyor. İran’dan her zaman sığınmacılar vardı, her zaman da olacak. Çünkü orada hâlâ idam yasaları uygulanıyor. İran’dan kaçan Nasibe Şemsai’yi duymuşsunuzdur, basına haberleri de düştü. Kadın hakları aktivisti ve türban çıkarma eylemleri sebebiyle kaçmak zorunda kaldı. Sınır dışı edilme tehlikesi bulunuyor. Ülkesine dönerse 12 yıl hapis cezası alabilir. Onun sınır dışı edilmemesi için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.

Pandemi hayatın her alanını etkiledi. Bu süreçte Türkiye’ye yapılan sığınmacı başvuruları nasıl ilerledi?

Bir süredir göç idareleri dosya kabul etmeye başladı ama geçen yıl Mart’tan Haziran’a kadar tamamen kapanmışlardı. O dönemde elimizde vizelerinin bitmesine 50-60 gün kalan ve başvuru bekleyen arkadaşlar vardı. Başvuruları yapılmazsa sınır dışı edileceklerdi ve vize bittikten sonra ülkede illegal bir şekilde kalmaları sığınma başvurularını etkiliyor. Ancak tamamen yollar kapandığından yapacak hiçbir şey yoktu. Ayrıca bu süreçte yaşanan işsizlik sorunu ve ekonomik sıkıntılar, ülkeye sığınmacı olarak gelenleri zor durumda bıraktı. Ciddi bir işsizlik söz konusu. Türkiye vatandaşları da iş bulamıyor. Dolayısıyla korona mülteciler için daha büyük sıkıntı yaratıyor.

“Ateist olduğu için ailesi tarafından şiddete uğramış”

Ateizm Derneği Genel Müdürü Semih Çöre, kendilerine başvuranlarla ilgili şu bilgileri veriyor:

“Afganistan’dan gelen bir arkadaşımız vardı. Ateist olduğu ortaya çıkınca ailesi tarafından defalarca şiddete uğramış. Afganistan zaten Taliban’ın çok güçlü olduğu bir yer. Hocalar tarafından öğrenilince beş gün boyunca bir yere kapatmışlar. ‘Sen ancak burada kendine gelirsin’ diyerek aç susuz bırakmışlar. Sonrasında tekrar tanrıyı bulduğunu söylemesiyle serbest bırakılmış. ‘Bu yola tekrar girersen kafan gider’ gibi tehditler alınca ülkeden kaçmış.

Hem ateist hem LGBTİ+ olan bir arkadaş vardı. İŞİD gibi örgütleri destekleyen radikal bir aileye sahipti. Evde sürekli televizyondan gelen Kuran sesi, ibadet etmesinin beklenmesinin yanı sıra kız çocuğu olduğundan baskılarla büyüyor. 24-25 yıl bu şekilde yaşadıktan sonra evden kaçıp başka bir ülkede birisiyle yaşamaya başlıyor. Her şey yoluna girdi derken ailesi adresini bulup kendisini zorla evlendiriyor. Bu evlilik de büyük bir travma. Fırsat bulduğu anda kaçıyor ve gelebildiği tek yer İstanbul. Biz de bu noktada devreye girdik. Sonrasında kendisini güvenli bir yere gönderdik.”

Ateizm Derneği’nin web sitesine buradan, Twitter adresine ise buradan ulaşabilirsiniz.

Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi. Üniversitenin ilk yılında, 1 sene boyunca, okulunun Medya Merkezi’nde kısmi gazeteci olarak çalıştı. Haber ve haberciliği toplumsal boyutlarıyla ele alma konusunda gelişmek için sosyoloji ile ilgileniyor, bir yandan yüksek lisansa hazırlanıyor ve MozartCultures için içerik üretiyor. Atölye BİA 14-28 Aralık 2020 “Temel Gazetecilik Atölyesi” ve 10 Eylül 2021 “Barış Gazeteciliği Atölyesi” katılımcısı.