MENÜ
ANA SAYFA
Pencereyi Kapat
İHD Vicdani Ret Komisyonu: Güvenliği, bütçeyi ve militarizmi birlikte yeniden tartışmalıyız - Atölye BİA
Militarizm
19 Ağustos 2026
Militarizm
19 Ağustos 2026

İHD Vicdani Ret Komisyonu: Güvenliği, bütçeyi ve militarizmi birlikte yeniden tartışmalıyız

Okuma Süresi: 4 dk
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Vicdani Ret Komisyonu, vicdani ret mücadelesini hak ihlallerinin ötesinde militarizm, savaş karşıtlığı ve askeri harcamaları kapsayan daha geniş bir mücadele alanı olarak ele alıyor.

IPS İletişim Vakfı/bianet olarak sivil toplumun güçlendirilmesi ve düzenli iletişim kanallarının artırılması hedefiyle Temmuz 2023’ten bu yana sürdürdüğümüz Hak Örgütleriyle Buluşmalar serisinde 35’inci buluşmamızı İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Vicdani Ret Komisyonu ile gerçekleştirdik.

Atölye BİA’da 11 Ağustos’ta gerçekleştirdiğimiz buluşmaya IPS İletişim Vakfı/bianet adına Atölye BİA Araştırma Koordinatörü Sinem Aydınlı, bianet Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vecih Cuzdan ve bianet Sivil Toplum Paydaşları Muhabiri/Atölye BİA Asistanı Evrim Gündüz; İHD İstanbul Şube Vicdani Ret Komisyonu adına Jiyan Tosun ve Alper Yalçın katıldı.

Buluşmada, İHD Vicdani Ret Komisyonu’nun yeniden faaliyete geçme sürecini, güncel çalışmalarını ve vicdani retçilerin gündelik yaşamda karşılaştıkları hak ihlallerini konuştuk.

Jiyan Tosun: “Vicdani retçilere yönelik ihlaller biçim değiştirdi”

Jiyan Tosun, Vicdani Ret Komisyonu’nun ilk olarak 2000’li yıllarda kurulduğunu ve o dönem vicdani ret, antimilitarizm ve savaş karşıtlığını birlikte ele alan aktif bir çalışma yürüttüğünü anlattı.

Komisyonu Haziran 2025’te yeniden aktifleştirdiklerini söyleyen Tosun, vicdani retçilere yönelik hak ihlallerinin yıllar içinde biçim değiştirdiğine dikkat çekti:

Vicdani ret meselesinde cezai yaptırımların yanında çalışma, eğitim ve sağlık hakkı gibi pek çok alanda hak ihlalleri yaşanıyor. Bunlar insanın bütün hayatına yayılıyor, hayat kurma hakkına engel oluyor. Eskiden gözaltılar ve cezai yaptırımlarla daha görünür olan ihlaller bugün biçim değiştirdi. Vicdani retçilerin hayatlarında devam eden bu ihlaller artık yeterince görülmüyor. Biz de ‘Ne yapabiliriz?’ diyerek komisyonu yeniden aktifleştirdik.

Alper Yalçın: “Vicdani ret mağduriyetin ötesinde antimilitarist bir tutum”

Alper Yalçın, vicdani reddini açıklayan kişilerin yoklama kaçağı, bakaya ya da firari olarak değerlendirildiğini anlattı. Bunun gündelik hayatta farklı haklara erişimi etkilediğini söyledi. Sigortalı bir işe girilebilse de sonrasında tebligatlarla karşılaşılabildiğini belirten Yalçın, üniversite kayıtlarında istenen askerlik durum belgesinin de eğitim hakkına erişimi engelleyebildiğini ifade etti.

Yalçın, vicdani retçilerin yaşadığı bu durumu anlatmak için kullanılan “sivil ölüm” kavramına da değindi. Kavramın vicdani retçileri salt mağduriyet üzerinden tanımlama riski taşıdığını belirtti:

Ben kendi adıma ‘sivil ölüm’ gömleğini üstüme giymek istemiyorum. Çünkü bu kavram bizi salt mağduriyet üzerinden tanımlama riski taşıyor. Oysa vicdani ret, benim için mağduriyetin ötesinde antimilitarist ve savaş karşıtı bir tutum. Biz yaşadığımız hak ihlallerinin yanı sıra karşı çıktığımız sistemi de konuşmak istiyoruz. Askeri harcamaları tartışmaya açmak da bunun bir parçası.

Sivil ölüm, kişinin temel insan ve yurttaş haklarından uzun süreli olarak mahrum bırakılmasını ifade ediyor. Vicdani ret bağlamında ise askerlik yükümlülüğü nedeniyle çalışma, eğitim, seyahat gibi ekonomik, sosyal ve medeni hakların kısıtlanmasını tanımlamak için kullanılıyor.

“Militarizmi birlikte tartışmalıyız”

Yalçın, vicdani ret mücadelesinin askeri harcamalar ve savunma sanayii politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Savunma sanayiindeki şirketlerin yapısı ve işleyişinin de sorgulanması gerektiğini belirten Yalçın, güvenlik söyleminin toplumsal hayatı nasıl şekillendirdiğine dikkat çekti.

Barış tartışmalarının güvenlik anlayışını yeniden düşünmek için de bir alan açması gerektiğini söyleyen Yalçın “Güvenliği, bütçeyi ve militarizmi birlikte tartışmalıyız. Özellikle barıştan söz ederken güvenlik anlayışını ve bütçeyi yeniden düşünmeliyiz. Savunma sanayiindeki şirketler kimlere ait, nasıl çalışıyorlar? Yurttaşlar olarak bunları nasıl bilmeyiz, nasıl konuşamayız? Tam da bunları tartışmaya açmak istiyoruz” dedi.

“Savaş giderek sıradanlaşıyor”

Yalçın, militarizmin gündelik hayatta nasıl yeniden üretildiğine de değindi. Okuldan medyaya uzanan farklı alanlarda insanların “düşman” olarak tanımlanan gruplara ilişkin hazır anlatılarla karşılaştığını belirten Yalçın, bu anlatıların sorgulanmasının önemine dikkat çekti.

Yalçın, savaş ve katliam haberlerine sürekli maruz kalmanın şiddetle kurulan ilişkiyi de değiştirdiğini söyledi:

O kadar fazla katliama tanıklık ediyoruz ki bunların hepsi sanki birer savaş oyununa dönüşüyor. Her gün haberlerde bir yerin bombalandığını görüyoruz. Savaş giderek gündelik hayatın içinde sıradanlaşan bir şeye dönüşüyor. Bununla birlikte müthiş bir yabancılaşma da yaşıyoruz.

“Militarizm farklı toplumsal mücadelelerin de meselesi”

Yalçın, antimilitarist mücadelenin zorunlu askerlik yükümlülerinin deneyimleriyle sınırlı olmadığını belirterek kadın ve LGBTİ+ hareketlerinin bu alandaki birikimine dikkat çekti.

Özellikle kadın hareketinin militarizm ile erkeklik arasındaki ilişkiye yönelik eleştirilerinin önemli bir düşünsel alan açtığını söyledi:

Kadınların, erkekliği yeniden üreten ve kadını belirli bir konuma yerleştiren militarist sisteme karşı söyledikleri sözler çok zihin açıcı. Kadın hareketi hep bu tartışmanın içerisindeydi, LGBTİ+ hareketi de öyle. Başka toplumsal mücadelelerin militarizmi nasıl sahiplendiğine de bakmak gerekiyor.

nisan 2025’ten ocak 2026’ya kadar bianet’te sosyal medya editörü olarak çalıştı. ocak 2026’dan beri bianet sivil toplum paydaşları muhabiri/atölye bia asistanı olarak çalışıyor. istanbul üniversitesi iletişim fakültesi gazetecilik bölümünden mezun. 2019’dan beri birlikte yaşadığı kedisi gagiş’i çok seviyor.